Disleksi bir hastalık mıdır?/Disleksinin tedavisi var mıdır?/Disleksi Bir avantaj mıdır?

Bu sorulara ait cevaplara birçok yerden ulaşabiliriz. Elbette çok önemli sorular. Ancak ben bu soruların cevaplarını bir tarafa bırakıp, başka bir yere dikkat çekmek istiyorum. Soruların cevapları her ne olursa olsun, ortada standardın dışında bir durum var. Bu durum bizim odaklanmamız ve iyi yönetmek durumunda olduğumuz, çocuğumuza gerekli desteği, morali ve motivasyonu vermemiz gereken bir süreç.

Dislektik anne baba olmak, disleksi zorunluluğunu kabul etmek, şartların bizi sınırlaması mevcut gerçek ile yüzleşmek. Fark etmek, farkında olmak, zorunda olduğumuz şeyleri fark etmek. Zorunluluk, bir güçlüğün üstesinden gelme yani öğrenme güçlüğü için bir şeyler yapmak durumudur. Öncelikle bu zorluk durumunun bilincinde olmalıyız. Sonrasında yapmamız gereken ise doğru yolu saptamak ve çalışmaya başlamak.

Altını çizmek istediğim, bir ebeveyn olarak yerine getirme sorumluluğumuzun olduğu; ‘’çocuğumuzun iyi eğitim alma ve bağımsız bir birey olma sürecinde’’ yeni bir durumla karşı karşıya olduğumuz.

Öğrenme güçlüğü, çocuğumuzun bugün alması gereken eğitim ve sonraki eğitim hayatında ve yaşantısında birtakım problemlere yol açacaktır. Bu süreçteki ilk ve en önemli zorunluluk doğru eğitim kurumunun seçilmesidir. ADA (Amerikan disleksi derneği) dislektik anne babalarının yapmak zorunda oldukları ilk şeyin çocuklarının erken ve doğru eğitim almasını sağlamak olduğunu söylemektedir… Sonrasında da bu süreçte sürekliliği ve istikrarı sağlamak. Bunun için gerekli zaman ve ekonomik planlamaların yapılması.

Sevgiyle ve bir birey yetiştirmenin ve keyfiyle aşılamayacak hiçbir güçlük yoktur. Zorunluluklar, çocuğunuzun büyüme sürecinde ebeveyn olarak yaşayacağınız olağan üstü maceraya bir engel olamaz. Bu maceralı yolculukta hep iyilikler ve güzelliklerle karşılaşmanız dileğiyle…

 

Dr. Olcay Karaca

*Başlık Spinosa’dan alıntıdır ve yazı bu sözden esinlenerek yazılmıştır.