İnsanlar öğrenme yeteneğine sahip olarak doğarlar ve doğumla başlayan öğrenme serüveni yaşam boyu sürer. Her insanın öğrenme performansı aynı değildir. Bazı bireylerde, öğrenme performansındaki olumsuzluklar ‘’öğrenme güçlüğü’’ olarak karşımıza çıkabilir.

Özel Öğrenme Güçlüğü, (ÖÖG); dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılması ve kullanılmasındaki güçlükleri içeren, doğumsal, nörogelişimsel bir bozukluk grubudur.

Özel Öğrenme Güçlüğü

 

Zekâsı normal ya da normalin üstünde olan çocukların;

Yaş, zekâ düzeyi ve aldıkları eğitime göre

Okuma, yazma ve matematik öğrenmede

beklenenden GERİDE olmasıdır.

Özel Öğrenme Güçlüğü denilince akla salt okuma güçlüğü yani DİSLEKSİ gelir. ÖÖG’de tablo sadece okuma güçlüğü ile sınırlı değildir. Olayları ve isimleri hatırlamada zorluk, bilgilerin çok kolay unutulması, sıralı yönergeleri aklında tutamama, denge bozukluğu, ellerini ve parmaklarını kullanmada güçlük (ayakkabı bağcığını bağlayamama, kalem tutmada zorlanma) bazı oyunları oynamada güçlük (ip atlama, seksek oynama) gibi günlük yaşama olumsuz etki edecek birçok güçlük mevcuttur. Bu nedenle ÖÖG’li çocuk tahmin edilenden çok daha güç ve karmaşık bir tablo yaşamaktadır. Buna bağlı olarak duygusal ve sosyal sıkıntılar da ÖÖG’ye eşlik eder.

Özel Öğrenme güçlüğünün, okuma güçlüğü (disleksi), yazma bozukluğu (disgrafi) ve matematik bozukluğu (diskalküli) alt grupları vardır. Bu alt gruplar nadiren tek başına görülür, sıklıkla 2 veya 3 alt tip birliktedir.

Disleksi mi? Öğrenme güçlüğü mü?

DİSLEKSİ, Dyslexia; latince kökenlidir. Okuma güçlüğü anlamına gelir. Bu sözcük Eski Yunanca leksis “okuma’’ sözcüğünden dys+ önekiyle türetilmiştir. Okuma bozukluğu olarak çevrilebilir. Disleksi yani okuma güçlüğü, ÖÖG’nin bir alt grubudur. Ancak en sık görülen form olduğu için, çoğu zaman ÖÖG yerine kullanılmaktadır.

Sık yapılan bir hata olarak ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ yerine DİSLEKSİ terimi kullanılır. Zaman zaman bizler de anlaşılabilmek adına sıklıkla disleksi kelimesini, Özel Öğrenme Güçlüğü yerine kullanmaktayız.

  1. TARİHSEL SÜREÇ

Çocuk, okuma yazma öğreninceye kadar harfler üzerinde durulmalı; belirlenen süre içinde hızlı ya da güzel yazı yazma konusunda ‘’doğuştan becerikli olmayan çocuklara’’ bu konuda baskı yapılmamalıdır. (PLATON, YASALAR, çev. Candan Şentuna-Saffet Babür, 2007)

Özel Öğrenim Güçlüğü ile ilgili ilk çalışmalar TIP ALANINDA yapılmıştır. Güçlük yaşanan alan, okuma, yazma, harfler, rakamlar ve öğrenme olunca doğal olarak nörologlar ve göz doktorları ilk tanımlamaları yapmışlardır. 1877’de Nörolog Kussmaul, yetişkin bir hastada metin (yazı) körlüğü tanımını kullanmıştır.

İngiliz Göz doktoru W. Pringle Morgan, 1896’de British Medical Journal’de yayınlanan makalesinde, çocuk çağında öğrenmeye ilişkin bir bozukluk tanımlamıştır. Dr. Morgan, takip ettiği 14 yaşındaki Percy adındaki çocuğun genel olarak akıllı, zeki, becerikli, aritmetikte başarılı olduğu halde okuma ve yazma öğrenmede zorlandığını fark etmiştir. Yayınlanan vakada, harf ve kelimelerin karıştırılması dikkat çektiği için bu duruma, ‘’doğuştan kelime körlüğü’’ adı verilmiştir.

  1. ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ BELİRTİLERİ

Özel Öğrenme Güçlüğü, nörogelişimsel bir bozukluktur ve bu nedenle erken çocukluktan itibaren fark edilebilir. Ancak genel olarak fark edilmesi ve tanı konması okula başlama ve sonraki dönemlerdedir. Ülkemizde kullanılan tanı kriterleri de okul başarısını ve akademik performansı referans almaktadır.

Akademik becerilerin ön plana çıktığı okulun başladığı dönemde, öğrenmede güçlük-zorlanma fark edilebilir. Genellikle tablonun ÖÖG ile ilişkilendirilmesi ve tanı konulması da bir yılı bulur. Bazı durumlarda ÖÖG belirtileri fark edilemez ve çocuk sürekli zorlanarak ve geri kalarak okula devam eder. Üst sınıflarda, ders yoğunluğu ve bilgi edinme hızı arttıkça ÖÖG’li çocuğun, akranları ile arasındaki fark daha da açılır ve bazen kapatılması güç bir fark ortaya çıkar.

Halen ÖÖG tanısı başarısızlık gerçekleşmesine dayanan bir tanıdır. Yani başarısız olma durumunda konulan bir tanıdır.

Başarısızlığın beklenmesi ve sonrasında özel eğitim planlaması yapılması, temel olarak eğitim felsefesi ile uyumlu değildir. Başarısızlık üzerine yapılandırılan tanı ve destek eğitim planları zaman kaybına ve düzelmenin gecikmesine yol açar. Bununla birlikte yaşanılan başarısızlık süreci çocuğu ve aileyi duygusal olarak olumsuz etkiler ve ikincil psikolojik problemler gelişebilir (depresyon, kaygı bozukluğu, davranış sorunları gibi)

Eğitim sistemi gelişmiş ülkelerde, ÖÖG’nin okul öncesi dönemde fark edilmesine çalışılmaktadır. Okul öncesi aktivite ve oyun ağırlıklı öğrenme evrelerinde çocuğun öğrenirken zorlandığı, geri kaldığı fark edilebilir. Bu farkındalıkla verilen okul öncesi eğitimde, çocuklarda ÖÖG’nin ilk işaretleri çok erken tespit edilebilir. Okul öncesi dönemde erken fark etme ve destek eğitiminin başlaması ilerleyen yıllarda ÖÖG etkilerinin minimal düzeye inmesi ve hatta yaşıtları ile aradaki farkın kapatılması için çok önemlidir. Ancak unutulmamalıdır ki okul öncesi dönemde ÖÖG tanısı koymak çok kolay değildir. Risk göstergesi olabilecek belirtileri fark etmek ve uygun çalışmalara başlamak gerekir. Bu nedenle ÖÖG’nin erken belirtilerini bilmek çok önemlidir.

ÖÖG’de belirti ve bulgular dinamiktir. Yaşa ve döneme göre değişir. Belirtileri genel olarak 3 dönemde incelenir.

1- Erken Dönem – Okul öncesi dönem (0-6 yaş)

2- Okul Dönemi (7-11 yaş)

3- 12 yaş ve sonrası dönem (12 yaş- yetişkinlik)

 

1- ERKEN DÖNEM (OKUL ÖNCESİ, 0-6 YAŞ) ÖÖG BELİRTİLERİ:

ÖÖG’li çocuklar, normal çocuklarla aynı gelişim özelliklerini gösterirler. Fiziksel ve bilişsel gelişim basamakları akranları ile aynıdır. Okul öncesi dönemde görülebilecek küçük farklılıklar gözden kaçabilir, fark edilemeyebilir. Ancak ÖÖG hakkında farkındalığı olan anne-baba ve eğitimciler bunları gözlemleyebilir. Burada öğrenme süreçlerindeki farkı gözlemek için tek ve yeterli şart BİLMEKTİR. Okul öncesi eğitim veren kurumlarda, Özel Öğrenme Güçlüğünün bilinirliği ve farkındalığı arttırılmalıdır. ÖÖG’nin erken belirtilerinin tespiti ve erken tanı, eğitim sürecine olumlu katkı yapacaktır.

Günümüzde bazı okullarda okul öncesi sınıflarda okuma yazma öğretilmekte, çocuklar 1. Sınıfa okuma yazma bilerek başlamaktadırlar. Bu okullarda ÖÖG’nin ilkokuldan önceki dönemde tespiti daha kolaydır. Ancak bu uygulamalar ülkemizde standart uygulamalar değildir, sayısı çok azdır, doğruluğu eğitimciler, psikiyatristler ve çocuk gelişimciler tarafından tartışılmalıdır.

Erken dönem bulguları aşağıdaki alanlardadır.

  1. Dil gelişimi,
  2. Temel kavram kazanımları
  3. Bellek
  4. Dikkat, algı, odaklanma
  5. Organizasyon
  6. Motor gelişim
  7. Psikososyal

ÖÖG’de görülen dil gelişimine ait belirtiler, erken dönem bulgularında en çok rastlanan, en çok fark edilen ve en bilinen gruptur. Bu nedenle alt gruplara ayırarak anlatılacaktır.

  • konuşma gecikmesi
  • nesneleri isimlendirmede gecikme
  • eylemleri isimlendirmede gecikme,
  • kelime bulamama, eylemleri karıştırma
  • sözcük içinde ses ve hece karıştırma
  • yakın anlamlı kavramları karıştırma
  • okuduğunu anlamada ve anlatmada güçlük

Çocuklar genellikle 1 yaşında ilk kelimelerini söylerler. Buna ‘’bir yaşta bir kelime’’ diyebiliriz. Ailesel özellikler, cinsiyet, sosyokültürel ortam gibi birçok faktörler bu gelişimi etkileyebilir ve dil gelişiminde gecikme olabilir. Ancak 1 yaşta basit 1 veya 1-kaç kelime söylenememesi ÖÖG için bir işaret olabilir. Yeni konuşmaya başlayan çocuklarda bazı sesleri çıkaramama, seslerin yerini karıştırma sık karşılaşılan bir durumdur.

Dil gelişimi alt bileşenlerinden biri de nesnelerin isimlendirilmesidir. Nesne isimlendirmede en belirleyici aşamalardan biri renkleri öğrenmedir. Yine renk öğrenme ve 1-2 heceli basit nesneleri adlandırmada gecikme ÖÖG işareti olabilir. Top, masa, su, mama gibi nesne isimleri bunlara örnektir.

Erken dil gelişiminde çocuklar basit eylemleri öğrenmelidir. Kendi günlük aktivitelerinde sık kullanılan basit eylemler öncelikle öğrenilir. Bunlar al, tut, gel, ver gibi basit eylemlerdir. Bunların öğrenilmesinde zorlanma, gecikme, bu kavramların birbirleri ile karıştırılması önemlidir. ‘’Al’’ yerine ‘’ver’’, ‘’gel’’ yerine ‘’git’’ gibi karıştırmalar ÖÖG erken belirtisi olabilir.

ÖÖG’ ye aday çocuklar konuşurken kelime bulmada zorluk çekerler, örneğin kalem isteyecekleri zaman, ‘’yazı yazılan şeyi verir misin?’’ diyebilirler. Bazı kelimeleri doğru söyleyemeyebilirler. Bardak yerine darbak, bilek yerine dilek, şeftali yerine feştali, basket topu-tasket bopu gibi.

Dil gelişiminde, kavramların öğrenilmesi de bir aşamadır. ÖÖG’ ye aday çocuklarda benzer veya zıt kavramlar karıştırılabilir. Dün – yarın / az – çok / geldim- gittim karıştırabilirler.

Yakın anlamlı kelimelerin karıştırılması da sık görülür. sakal – bıyık / çatal – kaşık gibi.

Anlatılan veya okunulan şeyleri anlama ve bir şeyler anlatabilmede zorluk, öğrenme güçlüğü adına anlamlıdır. Çocuklar kendi yaşlarına uygun masal ve hikayeleri dinleyebilmeli ve anlayabilmelidirler. Dinleme sonrasında kendilerine yöneltilen soruları yanıtlayabilirler, kendilerinden istenmesi halinde tekrar anlatabilirler. Yine günlük hayatta yaşadıkları olayları da anlamlı ve sıralı olarak anlatabilmelidirler. Sözel ifade etmede ve anlatmadaki yetersizlik de ÖÖG’ ye işaret edebilir.

2. Temel Kavramların Kazanılmasında Yetersizlik: Okul öncesi dönemde öğrenilmesi gereken kavramların öğrenilememesi veya öğrenilmesinde zorluk yaşanması

  • Renkler
  • Basit şekiller
  • Sayılar, Harfler
  • Sabah-akşam, dün-bugün
  • Önce-sonra
  • Aşağı-yukarı, sağ-sol, ön-arka

 

Öğrenmede kavram kazanımları zor bir aşamadır. Kavramların kazanılmasında, birkaçında veya çoğunda gecikme ve yetersizlik görülür. Normal çocuklarda da kavram kazanımlarında gecikme olabileceği unutulmamalıdır. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda, kavram kazanımındaki gecikme veya zorlanma belirgindir.

3. Bellek Bozuklukları

Bellek, öğrenmede sürecinde çok önemli rolü olan bir işlevdir. ÖÖG’de bellek bozukluğu ile ilişkili bulgular sık görülür. Arkadaşlarının isimlerinin unutulması, şiir-şarkı ezberleyememe, öğrendikleri şehir-kişi gibi isimleri hatırlamakta zorlanma dikkat çeken hafıza problemleridir.

Hafıza problemleri oyunları öğrenmede problem yaratabilir. Oyun oynamada zorlanan çocuk arkadaşlık kurma ve arkadaşlıkları sürdürmede zorluk yaşayabilir, davranış problemleri gelişebilir. Oyun oynama ve arkadaş ilişkilerinde zorluk da ÖÖG için erken dönem bulgusu olabilir.

4. Dikkat – algı – odaklanma güçlükleri

ÖÖG’ den çok daha önce toplumda bilinir hale gelen ve toplumsal farkındalığın çok daha fazla olduğu bir durum Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğudur (DEHB). Ancak okul ve öğrenme problemlerine yol açan dikkat sorunları sadece DEHB ile sınırlı değildir.

Dikkat öğrenmenin anahtarıdır. Öğrenme eyleminde en önemli bilişsel işlev dikkattir denilebilir. ÖÖG’de de dikkat bozuklukları sık görülür. Ayrıca unutulmamalıdır ki ÖÖG’de %30-50 DEHB birlikteliği vardır.

Çocuklar için öğrenme ilginç ve keyiflidir. Keşfetmek onlara haz verir. Bu haz, doğumdan itibaren var olan öğrenme potansiyelinin yakıtıdır adeta. Ancak Öğrenme güçlüğü olan çocuklar öğrenme süreçlerinde dikkatlerini uzun süre sürdüremez. Basit sözlü yönergeleri yerine getirememe, anlatılanı takip edememe, dikkatini sürdürememe, odaklanmada güçlük gibi dikkat problemleri ÖÖG için erken dönem işareti olabilir.

Dikkat problemi yaşayan çocuklarda oyunlarda da problem yaşanabilir. Kurallı oyunları öğrenmede zorlanabilirler. Oyunlarla ilgili diğer önemli nokta ise dikkat ve odaklanma problemi nedeniyle oyunları sürdürememedir. Oyunlarda yaşanan problem, arkadaş ilişkilerini de olumsuz etkileyebilecektir.

5. Organizasyon bozuklukları

Birçok günlük yaşam aktivitesi, organizasyon ve planlama gerektirir. Çok basit işlevlerde bile farkında olmadan planlama yaparız. ÖÖG’ye aday çocuklarda bu işlevlerde problemler yaşanabilir. Örneğin giyinmede kıyafetlerin sırasının karıştırılması (Atlet giymeden kazağını giymeye çalışabilirler), odası ve eşyalarında düzenli olamama görülebilir.

Bu çocuklar birbirine bağlı yönergeleri yerine getirmekte zorlanabilirler. ‘’Bana oturma odasındaki masanın üstündeki telefonu getir, gelirken de odanın ışığını söndürmeyi unutma’’, yönergesini tam olarak yerine getiremeyebilirler, odayı karıştırırlar, telefon yerine kalem getirebilirler, ışığı açık bırakırlar. Yine ‘’kendilerine verilen ödevini yaparken’’, başlama, bitirme veya yürütme süreçlerini tamamlayamazlar. Kesmeden önce yapıştırmaya çalışmak, kartonu bulmadan yazmak istemek gibi.

Organizasyon bozukluğu oyun oynamada da sorunlara yol açabilir. Tek başına oyun kurup sürdürmede, arkadaşları ile kurallı oyunlara katılmada güçlük çekebilirler. Diğer alanlarda olduğu gibi organizasyon ve planlama alanındaki güçlük, oyun, psikososyal gelişim, arkadaş ilişkileri ve sosyalleşmeyi olumsuz etkiler.

6. Motor Gelişim problemleri

Özellikle ince motor gelişimde güçlükler görülebilir. Makas kullanamama, kalem tutamama gibi basit beceri gerektiren işlerde zorlanma örnekleri gibi. Ayakkabı giyme, düğme ilikleme, fermuar kapatma zor öğrenilir veya öğrenilemeyebilir. Yine ip atlamada güçlük, seksek oynama ve top sürmede zorlanma da motor beceri yetersizliğindendir. Bu motor güçlükler her ÖÖG olgusunda görülecek diye bir kural yoktur. Ayrıca unutulmamalıdır ki, dislektiklerden çok iyi sporcular ve sanatçılar da çıkabilir. Dünya çapında yıldız olmuş sporcular ve sanatçılar, Carl Lewis, Magic Johnson, john Lennon, Sylvester Stallone, Öğrenme güçlüğü (disleksi) nedeniyle okul dönemlerinde zorluklar yaşamışlardır.

 7. Duygusal ve sosyal alanlarda güçlükler

Duygularını ifade etmekte ve kontrol etmekte zorlanabilirler. Yaşına göre daha çocuksu hareketleri, daha küçük yaş dönemlerine ait oyun ve oyuncak seçimleri olabilir. Bu akran ilişkilerinde zorlanmaya neden olabilir. Bu nedenle arkadaş edinmede, grup oyunlarında olumsuzluklar yaşanır. Kendinden daha küçük çocuklarla arkadaşlığı tercih edebilirler. Yine jest ve mimikleri anlamada zorlanırlar, bu nedenle yanlış anlamalar, anlamada yetersizlikler görülebilir. Bu nedenle öğretmenler ve anne-babanın daha net ifadeler kullanmaları yerinde olacaktır. Uyumsuz duygular yaşayabilirler. Tutarsız öfkelenmeler, neşelenmeler görülebilir. Bunlar duygusal olgunlaşmadaki gecikme olarak kabul edilebilir.

2- OKUL DÖNEMİ (7-11 YAŞ) ÖÖG BELİRTİLERİ:

ÖÖG’de belirtiler yaşla birlikte değişecektir. Önceki dönemden gelen belirtiler devam edeceği gibi değişim de gösterebilirler. Okul dönemine ait problemler de okul öncesi dönemlerdeki alanlardadır. Ancak problemler şekil, boyut değiştirebilecek, yeni belirtiler ve problemler de eklenecektir. Çok doğaldır ki okul döneminde akademik problemler ortaya çıkacaktır.

Okul dönemi belirtileri:

Dil gelişimi ve okuma yazma

Temel kavram kazanımları

Matematik öğrenme

Bellek

Dikkat, algı, odaklanma

Organizasyon

Motor gelişim

Psikososyal gelişim

 

a) Dil gelişimi ve okuma yazmada görülen güçlükler: Okulun başlaması ile sınıf arkadaşlarına göre okuma yazma öğrenmede güçlük, yazmada zorlanma, kötü yazı yazma görülür.

Okuma yazma öğrenme aşamasında görülen belirtiler,

Harflerin ses olarak karşılıklarını öğrenememe (fonolojik bozukluk)

Sesler karıştırılabilir (kız-kıs, kar-gar, top-tob)

Ses ve heceler ters okunabilir (ev-ve, kaç-çak)

Benzer harfler karıştırılması (b – p, m – n , u – ü)

Harf sıraları karışabilir (okul-oklu, elma-emla)

Harflerin ve rakamların ters okunup yazılması (E – 3, 15 – 51)

Heceleme bozuktur. (M-a-sa, e-k-mek)-

Harf, hece, kelime, satır atlamalar veya harf hece eklemeler.

Yazılar kötüdür, harfler tam seçilemeyebilir.

Yazı okunaksızdır

Harfleri ve yazıyı ters yönden yazma (sağdan sola)

Okuma ve anlamayla ilgili diğer sorunlar,

Okuma akıcı değildir, hızı düşüktür.

Okumada kelimeler yanlış okunabilir.

Okuduğunu anlamada zorlanırlar.

Tahtadakini deftere kopyalama, not alma, dikte etmede hata yaparlar , zorlanırlar

Yeni sözcükler zor öğrenilir.

Düşünceleri sözlü ve yazılı anlatmada güçlük çekerler.

Ödevler çok güç yapılır, tam olarak yapılamaz, uzun zaman alır.

 

b) Temel kavram kazanımlarında güçlükler

Okul döneminde öğrenmesi gereken bazı kavramların öğrenilmesinde zorlanma, gecikme görülür. Bu kavramalar aşağıdadır. Bu kavramların öğrenilmesindeki güçlük, akademik başarısızlığa yol açar. Ödevleri yapmada zorlanma, tamamlayamama görülür. İlk Sınıflarda görece olarak arkadaşlarından daha zor ve geç öğrenme iken, ileri sınıflarda sınavlardan düşük notlar alma, derslerde başarısız olma görülür.

c) Diğer güçlükler

Gün, ay, yıl ve mevsimler doğru sayılamaz

Yön kavramı öğrenilemez: yön tarif edemez, basit adresleri bulamaz, sağını-solunu karıştırır.

Artma-azalma, hızlanma-yavaşlama kavramlarını öğrenmede güçlük –

Örüntüleri öğrenmede güçlük

Matematik sembollerin öğrenilmesinde zorluk

Eşleme, parmak sayma, parmak hesabı yapmada güçlük

Planlama, akıl yürütme, organize olmada güçlük Okuduğunu anlamada zorlanma

Sözlü yönergeleri anlamada zorluk

Problem çözmede zorlanma

Ödev, proje hazırlamada zorlanma

 

3- OKUL DÖNEMİ SONRASI (ERİŞKİNDE) ÖÖG BULGULARI

Öğrenme güçlüğü, çocukluk çağında fark edilip doğru müdahale programları uygulanmazsa yetişkin dönemde de sürebilir. Yetişkinlerde görülen problemler; okuma kızının yavaş olması, sık olarak yazma ve imla hataları yapma, el yazısının kötü olması, zaman organizasyonu bozuklukları-sık geç kalmalar, randevu zamanlarını karıştırma, organizasyon gerektiren işlerde zorlanma, düşüncesini ifade etmekte zorlanma, yazılı kompozisyon yapmada zorlanma, özet çıkarma-not tutmakta zorlanma, harita-plan-kroki kullanmada zorlanma ve diğer öğrenme problemleridir.

ÖÖG nörogelişimsel ve doğumsal bir problemdir. Yetişkin ÖÖG olgularının bazıları çocukluklarında ÖÖG tanısı almış olabilir. Çocukluk çağında tanı almamış yetişkin ÖÖG olgularında, Öğrenme güçlüğünün çocukluk döneminde fark edilemediği düşünülmelidir. Sık karşılaşılan bir durum da çocuklarına tanı konulma aşamasında ebeveynin kendi okul yaşantısında da benzer problemler olduğunu hatırlaması ve halen yaşadığı bazı zorluklarla ebeveyne ÖÖG tanısı konmasıdır.

 

ÖÖG TANISININ KONMASI

Dislektik çocuklar sıklıkla, okula başladıktan sonra yaşanan akademik başarısızlık nedeni ile (okuma-yazma ve matematik öğrenme problemleri), öğretmenleri tarafından çocuk psikiyatristlerine yönlendirilirler. Bazen bu yetersizliği önce aile fark eder. Bu aşamada aile ve öğretmen iş birliği çok önemlidir. Sonrasında tanısal süreç başlar.

Bazı çocuklarda ise öğrenme güçlüğü gözden kaçar ve bu çocuklar ÖÖG’ye bağlı gelişen öğrenme dışı problemlerle çocuk psikiyatristi veya psikologlara başvururlar. Bu ikincil problemler kaygı bozukluğu (anksiyete), depresyon, davranış problemleri, okul fobisi, enürezis (gece işemesi), tik bozukluğu, tırnak yeme olabilir.

Bir diğer grupta da ilk önce ÖÖG’ye sıklıkla eşlik eden, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) veya Üstün Zekâ/Üstün Yetenek fark edilir ve profesyonel yardım araştırılır, bu süreçte ÖÖG varlığı da tespit edilir.

ÖÖG’nin ilk fark edilme şekilleri

Öğrenme problemleri (akademik problemler)

Öğrenme dışı ikincil sorunlar (Eşlik eden durumların ön planda olması): Kaygı, depresyon, davranış problemleri vb., DEHB

Üstün zeka-üstün yetenekli olup, okuma vb. alanlarda zorlanma

 

Çocuklarda, ÖÖG’nin ilk fark edildiği yer genellikle ilkokuldur. Okul öncesi dönemde öğrenme güçlüğünün bazı işaretleri ortaya çıksa da ülkemizde bu konuda farkındalık yeterince olmadığı için erken tanılama genellikle mümkün olmamaktadır. Eğitim sistemleri gelişmiş olan ülkelerde erken tanı için bazı taramalar ve uygulamalar yapılmakta bu yolla okul öncesi dönemde erken tanılama mümkün olmaktadır.

ÖÖG (Disleksi), farklı bir öğrenme bozukluğu olarak 19.yüzyılda, bilimsel anlamda tanımlanmaya başlamıştır. Ancak değişik disiplinlerin kabul ettiği ORTAK BİR TANIM ancak son yıllarda yapılabilmiştir. Tanımlanması henüz çok yeni olan ÖÖG’de TANI KOYMADA da kesinleşmiş, standart bir yol henüz yoktur. Zaten tek başına ÖÖG tespitini sağlayan tıbbi ve eğitsel bir yöntem de yoktur.

Ülkemizde tanılama tıbbi tanılama ile başlar. Öğrenme sorunları yaşayan bir çocukta Disleksi (ÖÖG) tanısı, tıbbi ve eğitimsel bir takım uygulama ve testlerle konulur. Birçok hastalık ve durum öğrenme sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle ÖÖG’de tanı multidisipliner bir süreçtir ve tıp, psikoloji, eğitim ve dil alanlarından uzmanların olduğu ekip çalışmasını gerektirir.

1- Öykü Alınması,

İlk yapılması gereken ayrıntılı bir öykü almaktır. Öğrenme sorununa ilişkin öykü, öğretmen ve aileden ayrı ayrı alınmalıdır. Öncelikle tıbbi ve eğitimsel anlamda bir öğrenme bozukluğunun olup olmadığı araştırılır. Öykü alma aşamasında ayrıntılı genel gelişim öyküsü, dil gelişim öyküsü ve aile öyküsü detaylı olarak alınır, ÖÖG ile ilgili olabilecek ipuçları araştırılır.

2- Klinik değerlendirme

Öğrenme eğitimle ilişkili bir kavramdır. Öğrenme bozukluklarında da değerlendirmenin öncelikle eğitimsel ve akademik olarak yapılması düşünülebilir. Ancak beyni ve duyu organlarını etkileyebilecek birçok tıbbi durum öğrenme problemlerine yol açabilir. Öncelikle tanısı konması gereken tıbbi bir durum (otizm, mental retardasyon, santral sinir sistemi hastalıkları, duyu organlarının hastalıkları gibi) olabileceği için klinik değerlendirme gerekir.

Klinik değerlendirme mutlaka Çocuk Psikiyatristi tarafından yapılmalıdır. Çünkü, ÖÖG bir öğrenme problemidir, birçok nöropsikiyatrik hastalık öğrenme güçlüğüne yol açabilir ve birçok hastalık ÖÖG’ye eşlik edebilir.

Tanı sürecinde, Çocuk Psikiyatristi tarafından klinik değerlendirme yapılmalıdır. ÖÖG, bir öğrenme problemi olmakla beraber, bazı hastalıklar öğrenme güçlüğüne neden olabilirler. Mental retardasyon, otizm, santral sinir sisteminin nörolojik hastalıkları ve öğrenmede gecikme ve güçlük yaratabilecek psikiyatrik problemler (depresyon, anksiyete vb.) bunların başlıcalarıdır. Bu hastalıkların tanıları, ilgili uzman hekimler (nöroloji uzmanı, göz hastalıkları uzmanı vb.) ve çocuk psikiyatristince konulabilir. Yine sıklıkla eşlik eden Dikkat eksikliği Hiperaktivite bozukluğu da psikiyatrik bir hastalıktır ve DEHB’nin tanısı ve gereğinde tedavisi çocuk psikiyatristi tarafından yapılabilir. Son olarak duyu organlarına ait olası problemler de (işitme, görme problemleri) bir hekim tarafından daha objektif ve kolay fark edilip, gerekli uzmanlara yönlendirme yapılabilir.

Psikiyatrik görüşmede öğrenmeye ilişkin objektif tespitleri yapabilmek için, çocuğun yaş ve sınıf düzeyine göre kazanması beklenen okuma yazma, matematik, okuduğunu anlama gibi ÖÖG’ye özgü olabilecek beceriler değerlendirilir. Çocukla görüşme, aile görüşmesi ve öğretmenden-okuldan alınabilecek bilgilerden faydalanılır.

Klinik değerlendirmede, nörolojik ve psikiyatrik bozukluklar ekarte edilir. Depresyon, kaygı bozuklukları, düşük benlik saygısı, okul fobisi, olup olmadığı araştırılır. Aile içi şiddet, boşanma, ailede yaşanan ekonomik güçlüklerin aile içi ilişkilere olumsuz etkileri sorgulanır. Bu durumlar öğrenme problemlerine yol açabilirler.

Araştırılması gereken bir diğer önemli durum DEHB’dir (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu). ÖÖG’ye DEHB eşlik ediyor olabilir. Bazı durumlarda DEHB bulguları belirgin olup, ÖÖG fark edilmemesine neden olabilir. Bu nedenle Öğrenme güçlüklerinde DEHB ve DEHB-ÖÖG birlikteliği mutlaka akılda tutulmalıdır. Birlikte DEHB varlığı, ÖÖG gidişinde ve eğitim planlanmasında önemlidir.

Öğrenme güçlüğünün konuşma ve lisan problemlerine bağlı olabileceği yönünde işaretler tespit edilirse Dil ve Konuşma Terapistleri de klinik değerlendirme sürecine dahil edilir.

ÖÖG tanısı konmasında kullanılan DSM-V* tanı kriterleri

Gerekli eğitim ve destek verilmiş olmasına karsın aşağıdaki belirtilerden en az birinin, en az altı aydır sürmesi halinde Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı konulabilir.

Sözcük okumanın yanlış ya da yavaş ve çok çaba gerektiriyor olması.

Okunanın anlamını anlama güçlüğü.

Harf harf söyleme/yazma güçlükleri.

Yazılı anlatım güçlükleri.

Sayı algısı, sayı gerçekleri ya da hesaplama güçlükleri.

Sayısal akıl yürütme güçlükleri

 

On yedi yaşında ve üzerinde olan kişilerde, geçerli değerlendirmelerin yerine, işlevselliği bozan, belgeli öğrenme güçlükleri öyküsü kullanılabilir.

3- Psikometrik değerlendirme,

Özel Öğrenme Güçlüğü olduğu düşünülen çocuklara tanı aşamasında bazı testler uygulanır. Bu testlerle çocuğun akademik performansı, zekâ düzeyi ve bilişsel fonksiyonları (Dikkat, bellek, algılama, yorumlama gibi öğrenmeyi sağlayan mental süreçler) değerlendirilir.

Zekâ testleri: WISC-R, WISC-IV ve ASİS (Prof.Dr. Uğur Sak) Çocuğun zekâ seviyesi ve zekanın özel alanları, öğrenme stilleri, sözel-matematik performansları hakkında bilgi verirler. Zekâ testlerinde toplam puan, sözel ve performans puanları ve bunlar arasındaki oranlar ÖÖG tanısında önemlidir.

İlgili özel testler: İşitsel-sözel öğrenme testi, Özel öğrenme güçlüğü bataryaları, Bender-Gestalt Görsel algı-motor testi, Benton görsel hatırlama testi, CAS, Tills,

Akademik performansın değerlendirilmesi testleri (Bataryalar): Bu testler çocuğun sınıf ve yaş düzeyine göre okuma yazma, matematik, diğer konuları öğrenme düzeyini saptar. Akademik performansta gerilik olup olmadığı tespit edilir.

4- Eğitsel Değerlendirme,

Çocuk Psikiyatristi ve psikologlarca yapılan klinik ve psikometrik tanılamadan sonra, Eğitsel Değerlendirme yapılır. Eğitsel değerlendirme, Özel Eğitim Uzmanları ve öğretmenleri tarafından yapılır. Eğitsel değerlendirmede; çocuğun, öğrenme performansı, öğrenmede güçlü ve zayıf yönleri, akademik düzeyi, öğrenme özellikleri belirlenir. Değerlendirme yaş ve eğitim düzeyine göre yapılır ve sonucuna göre Bireysel Eğitim Planı (BEP) hazırlanır.

ERKEN TANI ve ÖNEMİ

Özel Öğrenme Güçlüğünde, sorunun erken fark edilmesi ve erken tanı çok önemlidir. Ülkemizde en sık tanı konulan yaş 8-9 yaştır. Erken tanı ve Erken müdahale, ÖÖG olan çocuğun olması gereken öğrenme düzeyini yakalaması için avantaj sağlar. Müdahale programları ile normali yakalama; 1-2 sınıf tanı konanlar için %80, 3-4sınıfta tanı konanlar için %50, 5-7 sınıfta tanı konanlar %30-40 oranındadır.

ÖÖG güçlüğünde okul öncesi dönemde tanı çok değerlidir. Eğitim sistemleri iyi düzeyde olan ülkelerde erken tanı-müdahale programları geliştirilmiştir. Erken müdahale (responce to intervention, RTI), öğrenme güçlüğü açısından riskli öğrencileri erken dönemde belirleme ve müdahale etme sistemidir.

Öğrenme süreçlerinde yaşıtlarından geride kaldığı tespit edilen öğrenciye, yetersiz kaldığı alanlarda müdahale programları uygulanır. Çocuğun bu müdahalelere verdiği yanıta göre eğitim süreci şekillenir ve normal eğitime devam edecek düzeye ulaşması sağlanır.

Okul öncesi dönemde erken fark etme ve tanılama olmadan müdahalede bulunulması ile çocuğun kısa sürede normal eğitime devam etme şansı çok yüksek olacaktır.

En iyi tanı: EN ERKEN TANI, En iyi eğitim: EN ERKEN EĞİTİM