Öğrenme, kısaca ‘’ bilginin kazanılması’’ olarak tanımlanabilir. İnsanın bulunduğu çevreyi algılayabilmesi, çevredeki uyaranları, değişiklikleri fark edebilmesi ve bunlara uygun davranış ve tepkiler geliştirebilmesi sürecidir. Öğrenme, duygusal ve sosyal becerilerin kazanılmasını da içerir. Okul, kitap, öğretmen, sınıf, sınav gibi sözcüklerle anlatılmak istenenden ÇOK DAHA GENİŞ bir anlam ifade eder. Doğumla başlar ve insan yaşamı boyunca sürer.

Akademik öğrenme ile ilgili teorik bir tanım yaparsak: bilginin algılanması, uzun süreli belleğe kaydı ve gereğinde geriye çağrılıp kullanılmasıdır.

Öğrenme, Beyinde Hücresel düzeyde nöronların birbirleri ile ilişki kurması ile gerçekleşir. Nöronlar akson ve dentrit adı verilen uzantılara sahiptirler. İşte bu uzantılar aracılığı ile nöronlar arası bağlantılar kurulur. Akson ve dentritlerin birbirleri ile kurdukları bağlantılar sinapslardır. Kısaca öğrenme sinaps oluşumudur.

Hücresel düzeyde öğrenme, yeni sinaps oluşumu ve sinaptik aktivite artışı ile sınırlı değildir. Öğrenme sürecinde, dentrit boylarında uzama, dentritlerin sayısında artma ve nöronların yaşam sürelerinde artma da görülür. Görüldüğü üzere öğrenme nöronal düzeyde yeni bir yapılanma ve organizasyona yol açar. Beynin, işlevlerini diğer organ sistemleri gibi fizyolojik prensiplerle gerçekleştirdiğini düşünürsek, bu yeniden yapılanmanın protein sentezini ile birlikte olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Öğrenme sürecinde beyinde bazı proteinlerin sentezi söz konusudur.

(Credit: Iván J. Cajigas et al./Neuron

 

Özellikle bilginin uzun süreli belleğe kaydında beyinde protein sentezi olur (Davis, H.P. 1994 ). Uzun süreli bellekte kalıcı bilgi depolanmasında, hipokampüste protein sentezi gösterilmiştir (Bekinschtein, P. 2007).

Özet olarak, Öğrenmeye ilişkin çok anlamlı ve bir o kadar da tartışmalı bir cümle kurabiliriz:

Öğrenme temelde protein sentezidir.